Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare

KUTÜLAMARE, Bağdat ile Amara arasında, Dicle kıyısında bir yerdir. Medinetü’l-kut şeklinde de anılan Kutülamare, stratejik bir öneme sahipti. Basra’dan Bağdat’a kadar olan bölgeyi kontrol altında tutmak isteyen İngilizler, bu hedeflerini Bağdat-Basra arasında bulunan Kûtulamâre’yi ellerinde bulundurarak ulaşabilecek ve buradaki nüfusunu koruyabilecekti.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte Çanakkale’de saldırgan bir politika izleyen İngilizler, bu politikalarına Arap Yarımadası’nda da devam etti. Arap Yarımadası’nda İngilizlerle Osmanlı Devletini karşı karşıya getiren birçok sebep vardı. . İngilizler, Hindistan yolunun güvenliği için Basra Körfezi’ne sahip olmak, bölgedeki petrol kaynaklarını  ellerinde tutmak,  Arapları kendi saflarına  çekerek Osmanlı Devleti’ne karşı kullanmak istiyordu.

Osmanlı devleti ingilizleri bu bölgede bulundurmak istememesi ve ilerleyişini durdurmak için Irak’ta da bir cephe oluşturmuş ve savaşın gidişatını bir kez daha değiştirmişti.

Osmanlı Devleti’nin seferberlik döneminde Irak’taki askerlerini farklı  cephelere göndermesini fırsat bilen İngilizler, hemen harekete geçti. 6 Kasım 1914’te Basra Körfezi’nin kıyısında yer alan Fav’a asker çıkaran İngilizler, hemen ardndan İran bulunan Abandan’a yerleştiler. Bölgedeki ilerleyişlerine devam eden İngilizler, Fırat ve Dicle nehirlerinin birleştiği Şatülarab’daki Kurna’yı da ele geçirdiler.

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare Osmanlı kumandanları, bölgedeki kuvvetlerini arttıran İngiltere karşısında, yeni arayışlara girmişti. Irak’tan İngilizleri atmak için yeni politikalar geliştirmesi gerekiyordu. Bu kapsamda, Süleyman Askeri Bey, bir kısım kuvvetin başında bölgeye gönderilmişti. Süleyman  bey ve Askeri’nin komutasındaki Osmanlı birlikleri, bölgedeki Osmanlıya bağlı Arap aşiretlerinin de yardımıyla İngilizlerin ilerleyişini durdurmayı başardı.

Bu başarısızlık karşısında İngilizler, asker sayılarını arttırarak  yeniden harekete geçti ve Şuabiye Muharebesi’nde Osmanlı birliklerini başarısızlığa uğrattı. Bu başarısızlığı hazmedemeyen Süleyman Askeri Bey, maalesef intihar etti.

 

Süleyman Askeri Bey’in ardından Irak Cephesi Komutanlığına  Nureddin Bey tayin edildi. Kûtulamâre’de bir savunma hattı oluşturarak İngilizlerin ilerleyişini durdurmaya çalışan Nureddin Bey, bu gayesinde başarılı olamadı ve Kûtulamâre, 29 Eylül 1915’te İngilizlerin kontrolüne geçti.

Bağdat’ı ele geçirmek isteyen İngilizlerin amacı Doğu’da bir güç gösterisi yapmak ve Osmanlı Devleti’nin tüm gücünü ve direncini kırmaktı.  Osmanlı Devleti de Çanakkale’de büyük bir bozguna uğrattığı İngiliz ordusunu tekrar bozguna uğratarak Bağdat’ı alınmaz kılmak istiyordu. Osmanlı birliklerini komuta eden Nureddin Bey, İngiliz ordusunu, Bağdat’ın güneyinde yer alan Selman-ı Pâk’ta karşıladı.  Selman-ı Pâk Muharebesi’nde kahramanca mücadele eden Osmanlı askerleri , İngilizleri bir kez daha mat etmeyi başardı. İngiliz Generali Townshend komutasındaki İngiliz ordusu, 25 Kasım 1915’te geri çekilmek zorunda kaldı.

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut'ül AmareTarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare İngiliz kuvvetlerinin Kûtulamâre’ye çekilmesiyle, Irak’ta avantaj Osmanlı Devleti’nden yana dönmüştü. Birliğini Kûtulamâre’ye çeken Townshend’in savunma savaşı ile amacı, İngiltere’nin Irak’a yardımcı kuvvet göndermesi için zaman kazanmak ve yardımcı kuvvetlerin desteği ile kuşatmadan kurtulmaktı. General Townshend ve askerleri gerekli yardımın en az bir ay içinde geleceğinden ve en kısa sürede, içinde bulundukları kuşatmadan kurtulacaklarından emindi.

İngiltere’nin Irak’a sevk edeceği ek birlikleri yoktu, bu yüzden Kûtulamâre’de kuşatılan askerleri kurtarma görevi Irak’taki diğer İngiliz birliklerine verildi. Bu birlikler, Osmanlı güçlerine dört kez saldırsa da başarılı olamadı. Kûtulamâre’de mahsur kalan İngilizler, kasabada bulunan Arap ahaliyi de savunmanın bir parçası haline getirip onları osmanlıya karşı kullanmaya başladı. Ancak İngilizlerin yaptığı plan  tutmayacaktı. Saf değiştirip Osmanlı ordusuna katılan Araplara , bir süre sonra İngiliz ordusu içinde bulunan Müslüman Hintli askerler de katılmıştı.

 

Müslüman kardeşlerine kurşun sıkmak istemeyen Hintli askerler, çeşitli yollarla İngilizlerin elinden kaçarak Osmanlı mevzilerine geçmeye başlamıştı. General Townshend, bu kaçma  girişimlerini önlemek için sert tedbirler almaya çalışsa da  hatta kaçmaya çalışırken yakalanan bazı askerleri kurşuna dizdirtse de başarılı olamamıştı. Müslüman Hintli askerler canlarını feda etmeyi  dahi göze alarak Müslüman kardeşleriyle karşı karşıya kalmamak için saf değiştirmeye devam etmişti.

Kûtulamâre’de yiyecekleri tükenmeye başlayan İngiliz askerlerini çok zor günler bekliyordu.  Ordudaki kendi at ve katırları yemeye başlayan İngilizlere havadan ve nehir yoluyla yiyecek yardımı yapılmaya çalışıldı. Kûtulamâre’ye yiyecek atmaya başlayan İngiliz uçakları, hedeflerine tam olarak ulaşamadı. Atılan yiyeceklerin büyük bir kısmı  ya Dicle Nehri’ne düşüyor ya da Osmanlı birliklerinin bulunduğu yerlere düşüyordu. Hava yolu ile Kûtulamâre’ye gerekli yardımı ulaştıramayan İngilizler, bu sefer deniz yolunu deneyecekti. Julnar isimli bir vapura 270 ton kadar  gıda malzemesi yükleyen İngilizler, vapuru gece karanlığında Kûtulamâre’ye ulaştırmayı denedi. Osmanlı birlikleri arasındaki ilk hattı geçen Julnar vapuru, daha sonra fark edildi ve yoğun ateş altına alındı. Yoğun ateşe dayanamayan ve karaya oturan vapuru ele geçiren Osmanlı birlikleri, vapura Kendi Gelen ismini vererek Osmanlı filosuna kattı.

 

Günde 20-25  askerin açlıktan ölmeye başladığı İngiliz ordusunda, General Townshend’in umutları yavaş yavaş tükenmeye başlamıştı.  19 Nisan 1916’da tifüs hastalığından vefat eden Alman Mareşal Goltz Paşa’nın yerine Irak’taki VI. Ordu komutanlığına tayin edilen ve rütbesi generalliğe terfi ettirilen Halil Paşa, İngilizlere teslim olmaları için bir mektup yolladı. İki komutan, 26 Nisan 1916’da Dicle Nehri üzerinde bir araya geldi. General Townshend, 1 milyon İngiliz sterlini ve bütün silahlarla malzemeleri teslim etme karşılığında kendisi ve askerlerinin  serbest bırakılmasını teklif etti. Teklifi güzel bir şekilde reddeden Halil Paşa, bu şanlı zaferi hiçbir şeyle değişmek istemiyordu. Halil Paşa’nın İngilizlerin koşulsuz şartsız teslim olmalarını istemesi üzerine görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Osmanlı ordusunun kabiliyetini ve muharip ruhunu küçümseyen Townshend’in gelinen noktada teslim olmaktan başka çaresi kalmadı ve Townshend Osmanlı kuvvetlerine, 29 Nisan günü öğleden sonra teslim olacağını bildirdi.

 

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare Binbaşı Nazmi Bey komutasındaki 3. Alay, 29 Nisan günü, marşlar söyleyerek Kûtulamâre’ye girdi ve hükümet binasına Türk bayrağını çekti. Halil Paşa, Miralay Kazım Karabekir ile birlikte, teslim olduktan sonra Townshend’i Kûtulamâre’de ziyaret etmişti. Townshend bu ziyaret sırasında kılıcını ve silahını teslim etmek istemiş ama Halil Paşa büyük bir asillik örneği göstererek ve “Bunlar şimdiye kadar sizindi, bundan sonra da öyle olacaktır.” diyerek bu teklifi reddetmiş ve generali onurlandırmıştır.

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut'ül AmareTürk budur, Türk örnektir, Türk beklenendir, Türk imrenilendir, Türk Fedakarlıktır…

 

Teslim olan İngiliz kuvvetlerinde; general rütbesinde 5 İngiliz Subayı,  teğmenden albaya kadar değişik rütbelerde 272 İngiliz subayı, 204 Hintli subay, 2592 İngiliz eri, 6988 Hintli er, muharip olmayan er ve hizmetli sınıfına dâhil 3248 asker vardı. Toplam 13.309 kişilik İngiliz birliği, koşulsuz-şartsız teslim olmuştu. Teslim alınan yaralı ve hasta İngiliz askerleri, yapılan bir anlaşma ile İngilizlerin elinde esir bulunan Türk askerleri ile mübadele edilmişti. Anlaşma gereği 1085 İngiliz askeri iade edilmiş ve karşılığında aynı sayıda Türk askeri esirlikten kurtarılmıştır. Diğer esir İngiliz askerleri de nehir ve kara yolu ile Anadolu’ya gönderilmiş ve çeşitli vilayetlere gönderilerek esir kamplarına yerleştirilmiştir. General Townshend de İstanbul’ a gönderilmiş ve Mondros Mütarekesi’ne kadar İstanbul’da tutulmuştur.

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare İngiliz tarihçi James Morris, Kutülamare yenilgisini  şöyle açıklamaktadır, “İngiltere’nin askeri tarihindeki en sefilane teslimiyet” olarak tanımlamıştır. İngiliz ordusunun Çanakkale Zaferi’nden sonra aldığı en ağır darbe Kutülamare olmuştur. Kutülamare’de kuşatılan İngiliz askerlerini kurtarmak için harekete geçen Irak İngiliz Ordusu, Osmanlı birlikleriyle girdiği mücadelede 22 bin askerini kaybetmiştir.  Kutülamare Zaferi ile İngilizlerin Bağdat’a ulaşmasını engelleyen Osmanlı Devleti, bölgedeki Arap gruplarını da kendi safına çekmeyi başarmış ve büyük bir siyasi zafer kazanmıştır.

Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare 4 ay 23 gün süren Kutülamare kuşatması, Osmanlı Devleti’nin zaferiyle sonuçlanmış ve bu zafer İngilizlerin Irak-İran cephesindeki tüm planlarını boşa çıkarmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın başında, hasta adam olarak dile getirdikleri  ve küçümsedikleri  Osmanlı Devleti, Çanakkale’de ve Kûtulamâre’de İngilizleri çok  büyük bozguna uğratarak savaşın seyrini değiştirmeyi başarmıştır.

One thought on “Tarihin Unutturamadığı Zafer: Kut’ül Amare”

  1. Geri bildirim: Aklına Ne Gelirse

Bir Cevap Yazın