Şeytana Uyan Abid Bersisa Kıssası

Şeytana Uyan Abid Bersisa Kıssası.

Eski kavimlerde vaktinin çoğunu ibadet ile geçiren, “Abid Bersisa” isminde biri vardı. Bu kimsenin duası makbul idi. Ne zaman dua etse Allah onun duasını kabul ederdi. Şeytanların başı İblis, bu Abid’i yoldan çıkarmayı düşündü. Fakat ne kadar çabaladıysa da bunda başarılı olamadı. Bu işi sonuçlandırmak için bütün şeytanlarını toplantıya çağırdı. Onlara dedi ki : “Şu Abid Bersisa, uzun zamandır bize meydan okuyor. Onu bir türlü yoldan çıkaramadık, acze düştük. Bu işi hanginiz başarabilir.” İblisin önde gelen adamlarından birisi söz isteyerek dedi ki : “Ben bu işi kendime alıyorum. Artık bu işi bitmiş bilin. Kısa bir sürede sizi memnun edecek, sonucu size bildireceğim.” Dedi. İblis buna pek kulak asmadı  ve şöyle dedi : “Bu iş o kadar kolay değildir. İyi düşün başaramazsan, artık benim gözümde hiçbir değerin olmayacaktır.”  “Ben işin önemini biliyorum, buna rağmen talip oldum. Siz gönlünüzü ferah tutun.”  “Peki o zaman, neticeyi en kısa sürede bekliyorum.”  Abid’i yoldan çıkarmayı üzerine alan şeytan, toplantıdan çıkar çıkmaz bir eve gitti.

Abid Bersisa

Şeytan işin kolayını bulmuştu. Çünkü  Bersisa, âmil,  züht ü takva sahibi bir zattı ama alim değildi. Yani ilm-i  yoktu. Ondan dolayı  kandırmak kolay olacaktı.

Gittiği evin sahibi, hali vakti yerinde zengin bir kimseydi.Çok Güzel birde kızı vardı. Şeytan, işe önce bu kızdan başladı. Çeşitli evhamlar, vesveseler vererek kendisini hasta olduğuna inandırdı. Kızı hastalık hastası yaptı. Kızlarının hasta olduğunu gören ailesi onu tedavi ettirmek istediler. Bu tedavinin yapılması için de hatırlarına, meşhur Abid Bersisa geldi. Kızlarını alıp, doğruca Abid’in evine gittiler. Abid kızın iyileşip şifa bulması için dua etti. Kız rahatladı, hiçbir hastalık belirtisi kalmadı. Neşe ve huzur içinde evlerine geri döndüler. Şeytan bir zaman sonra, tekrar kızın yanına gidip, ona yine hasta olduğuna dair vesveseler vermeye başladı. Kız eski haline döndü. Ailesi kızlarını yine alıp, Abid’e gittiler. Şeytan yolda giderken, bunlara “Eğer kızınızı birkaç gün Abid’in yanında bırakırsanız hastalığı tamamen iyileşir. Aksi halde, durmadan getirip götürmeniz gerekir” diye vesveseler verdi. Sonuç olarak, kızlarını orada bırakmaya karar verdiler. Fakat Abid Bersisa bunu kabul etmedi. Çünkü, Abid evinde tek başına kalıyordu. Gündüzleri oruç, geceleri de namaz kılarak ibadet ediyordu. Dünya ile ilgisini kesmişti. Bunun için kızın yanında kalmasını kabul etmedi.

 

Fakat, Ailesi çok ısrar ettiler : “Kızımızın sana bir zararı olmaz. İbadetlerini engellemez. Evin küçük bir odasında yalnız kalır siz zaman zaman ona dua edersiniz. Biz senin ve onun bütün giderlerinizi karşıladığımız gibi, ayrılırken de fazlasıyla bir şeyler bırakacağız.” Dediler. Abid Bersisa çok ısrar ettikleri için çaresiz kalıp kızı evde bıraktı. Kız şeytanın da tahrikiyle, Abid’in dikkatini çekecek şeyler yapmağa başladı. Önceleri Abid buna aldırış etmedi. Fakat şeytan, kızı rahat bırakmıyordu, devamlı tahrik ediyordu. Önceleri kızın güzelliğini pek fark etmiyen Abid,kızın eşsiz güzelliğini görünce, o da nefsine mağlup oldu. Bu defa da Abid’e vesvese vermeğe başlıyan şeytan : “Senin çok sevapların var. Cenab-ı Hak affecidir, günah ne kadar büyük olursa olsun, affeder, kızla beraber olduktan sonra tevbe edersin. Bir defacık işlenen günahtan ne çıkar” şeklinde telkinde bulunuyordu.

 

Abid, nefsiyle ve şeytanla epey bir mücadele ettikten sonra, teslim bayrağını çekti sonunda, kızın isteğini yerine getirdi. Daha sonra kendine geldiğinde, yaptığı işten utanmaya pişmanlık duymaya başladı. Ruhen bunalıma girdi. Tuttuğu oruçları, sabaha kadar kıldığı namazları bırakmış şimdi ne yapacağım, derdine düşmüştü. Abid’in bu durumu şeytan için kaçırılmıyacak bir fırsattı. Zaten bu hale düşmesini dört gözle bekliyordu. Hemen ona akıl hocalığı yapmaya başladı.

Şeytan büyük günah işlettiği bu Abid’in perişan halini fırsat bilerek, ona şimdi de şu aklı veriyordu : “Sen kötü bir iş yaptın. Yaptığın bu kötü iş başkaları tarafından duyulursa, halk nazarında rezil, rüsva olursun. Ayrıca kanunun pençesine düşüp yaptığının cezasını en ağır şekilde çekersin. Şimdi senin bir tek kurtuluş yolun kaldı. Bunu yaparsan kurtulursun, yoksa halin perişanlık olur. Bu işten kurtulmanın yolu, kızı öldürüp, gizlice gömmendir.  Ailesi kızı almağa geldiklerinde, hastalıktan öldüğünü ve gömüldüğünü söylersin. Zaten senden böyle bir kötü iş beklemedikleri için sana inanırlar. Dürüstlüğün, dindarlığın herkesçe malumdur. Bunun için olayı araştırma isteğinde bulunmazlar.” Şeytanın verdiği bu telkinler, Abid’in aklına yattı. Başka türlü bu sıkıntıdan kurtulamam diye düşündü. Hemen şeytanın bu fikrini uygulamaya başladı. İşlediği çirkin suçu yok etmek maksadıyla, kızı boğarak öldürdü. Sonra da gece kimse görmeden evinin bahçesine gömdü. Bir süre sonra, kızın Ailesi kızlarını almaya geldiler.

Abid Bersisa onlara : “Başınız sağ olsun. Kızınız hastalıktan kurtulamayıp vefat etti. Cenazesi, bekletilmesi uygun olmadığı için hemen kaldırıldı. Size sabır tavsiye ederim, ölen ile ölünmez.” Diyerek onları teselli etti. Kızın Ailesi, Abid’den hiçbir kötülük beklemedikleri için, çok üzülmekle beraber, bir şey söylemeden perişan halde oradan ayrıldılar. Abid onların gitmelerinden sonra rahat bir nefes aldı. Aklınca tehlikeyi atlatmış, halka rezil, rüsva olmaktan kurtulmuştu. Şeytan bu defa da, üzüntü içinde olan kızın Ailesine vesvese vermeye başladı. “Kızınızın başına ya kötü bir iş geldiyse, siz araştırmadan Abid Bersisanın sözüne inanıp döndünüz. O da bir insan, yanlış iş yapabilir. Nefsine uyabilir. İşin mahiyetini öğrenmekle bir zararınız olmaz. Ya başına bir iş gelmişse, suçlu cezasını çekmelidir.” Bu telkin devamlı zihinlerini meşgul etmeye başladı. Nihayet dayanamayıp, Abid Bersisayı şikayet ettiler. Yapılan tahkikatta, cinayet olduğu ortaya çıktı. Abid suçunu itiraf etti. Kızın cesedi gömülen yerden çıkartılarak muayene ettirildi. Boğularak öldürüldüğü tespit edildi. Yapılan muhakeme sonunda Abid idama mahkum edildi. Abid sakin bir şekilde cezasının infaz edileceği günü beklemeğe başladı. Şeytan yine devreye girdi. Çünkü onun esas maksadı, günah işletmek değil, imansız ölmesini sağlamaktı. Zaten şeytanların bütün maksatları da budur.

 

Abid BersisaHemen Abid’in yanına varıp : “Senin bu hallere düşmene ben sebep oldum. Sana çeşitli vesveseler vererek perişan ettim. Şimdi bu halini görünce çok üzüldüm. Yaptıklarıma pişman oldum. Ne yapıp yapıp seni kurtarmak istiyorum. Zararın neresinden dönülürse kârdır. Ben bu defa da onlara, kızın başkaları tarafından öldürülebileceği hususunda vesvese veririm. Çeşitli, aldatmaca delillerle bunu ispat ederim. Böylece seni idamdan kurtarmış olurum. Ancak bunları yapabilmem için senden bir isteğim var ?” Abid sordu : “Peki benden istediğin nedir ?”  “Senden fazla bir şey istemiyorum. Bana secde edersen, bu iş hallolmuş olur. Bu kadarcık bir iş sebebiyle seni ölümden kurtaracağım.” Artık tamamen şeytanın kontrolüne giren Abid, şeytanın bu teklifini de yerine getirdi. Böylece şeytan maksadına kavuşmuş oldu. Cenab-ı Hakkın la’netlediği şeytana secde etti. Abid’in karşısına geçen şeytan, zafer kazanmış bir Komutan edasıyla ona seslendi : Şimdi ben senden uzağım. Beraberliğimiz buraya kadardı. Artık ben maksadıma ulaştım. Senin dünyanı ve ahiretini perişan ettim. Bana tabi olanların akıbeti budur.” Abid asıldıktan sonra şeytan gidip, iblis’e müjdesini verdi. İblis ona : “Seni tebrik ederim. Sen artık benim güvendiğim, elemanımsın. Bütün önemli işlere seni göndereceğim.” Dedi. Abid, zamanındaki bir alime tabi olsaydı veya bir alimin kitabını okuyarak imanını sağlamlaştırsaydı, şeytan onu kandıramazdı.

 

Çıkarılacak Sonuç; İlimsiz amel amelsiz ilim olmaz. Sakın aman deyip geçme içki içmek bile insanı bin bir türlü kötülüğe sevkeder. Günah küfrün postasıdır. Bir günah beraberinde diğer günahlarıda getirir. Kovulmuş olan şeytanın şerrinden yalnız Allaha sığınırız…

 

 

Bir Cevap Yazın